A letter from May 04, 2023

Time Travelled — almost 3 years

Peaceful right?

bazı sahici rüyalar "hayat beni nereye götürüyor?" sanırım fazla beklentiler içerisindeyim. bu sorunun cevabını aramakla geçiyor bazı günler. her zaman çok büyük cevaplar peşinde oluyorum. belki de bulamayacağıma dair olan kabullenişimin getirdiği bu hüznü ben yarattım. umut övücülüğünde son nokta: her şey bitmiş değil. ne büyük bir kabulleniş ama... "her şey bitmiş değil". bazı şeyler bitti, biliyoruz. bazıları bitmek üzere. yine de umutsuzluğa gerek yok çünkü bitmeyen bir şeyler kalmış olabilir. buna tutunmanın büyük bir delüzyon olduğunu düşünüyorum. insan kaybettiklerini reddederek yaşayamaz. hayat bizi nereye götürüyor? aslında hayatın bizi bir yere götürdüğü yok. biz doğduğumuzdan beri "o malum, büyük, muhteşem olayı" bekliyoruz. o, bir gün olacak. işte bir amaçla doğmanın verdiği sınırlılık en sonunda, farkına varıyoruz ki onun olmayışı, bizi sahte bir mutsuzluğa sürüklüyor. halbuki insan hiçbir zaman özgür olmadı. gezegenin yeşillerinde ve mavilerinde, özgürlüğün yokluğunu unutmuş inekler ve balinalar kadar özgür olamayacağız. insan bir gün özgürlüğü yarattı ve kendini onun içine hapsetti. biz, özgürlüğü hatırladığımız günden beri bilinen dünyanın sınırlarına hapsolmuş mahkumlarız aslında. bir şeyi var eden onun zıttıysa, huzuru var eden de huzursuzluktur. terslik, olmayışlık, rahatsızlık. umut ettiğimiz her şey gibi huzursuzluk da "bu huzursuzluk meyvesini vermeli artık" çıkışındaki gibi o uzun bekleyiş de, aynı godot'yu beklemek gibi, meyvesiz bir ağaç, bunu ne zaman fark edeceğiz? onu biz yarattık. öylesine güçlü kıldık ki huzursuzluğu, artık bizim yarattığımız hiçbir şey onu alt edebilecek kadar güçlü değil. işte bu sahte özgürlük-mutluluk ikili paketini bir kenara bırakıp yalnızca kafamı masaya koymak ve bunların olmadığı bir gerçekliğe sürüklendiğimi hayal etmek istiyorum. belki bu rüyaların gerçekliği, bizim sahteliklerle dolu gerçekliğimizden daha sahicidir. ben artık bir ineğe dönüşmek istediğime karar verdim. yahut bir balinaya. aslına bakarsak ikisinin, birbirleri açısından hiçbir farkı yok. ikisi de kendi dünyalarında, içine olageldikleri kanunu reddetmeyerek ve ona başkaldırmayarak, bir varoluş hikayesinin parçası olarak, "oluyorlar". "olmak" yahut "olmamak", işte bizim yarattığımız ikiliklerin en akıllıcası. olmamak hakkında bir fikrim yok. "olmak" ise bence bir balinanın 60-70 yıllık hikayesinde yapabileceği en asil şey.

Load more comments

Sign in to FutureMe

or use your email address

Don't know your password? Sign in with an email link instead.

By signing in to FutureMe you agree to the Terms of use.

Create an account

or use your email address

You will receive a confirmation email

By signing in to FutureMe you agree to the Terms of use.

Share this FutureMe letter

Copy the link to your clipboard:

Or share directly via social media:

Why is this inappropriate?